Dalszöveg
(1. Kıta)
Sessizlik çökerken yüreğime gece,
Bir yıldız kayar, adını fısıldar hece hece.
Hayat dediğin yol, bazen iniş bazen çıkış,
Ama ölmek... ne garip şeymiş,
Sanki bir rüya, uyanamıyorsun,
Bir kapı kapanıyor, açamıyorsun...
(Nakarat)
Ölmek ne garip şey,
Sevdiğin kalır, sen gidersin sessizce...
Bir fotoğraf gibi, silik bir iz gibi,
Unutulursun yavaşça...
Ölmek ne garip şey,
Sanki hiç yaşamamışsın gibi...
(2. Kıta)
Bir çocuk ağlar sokak köşesinde,
Bir anne bekler oğlunu bir mezar taşında.
Kiminin gülüşü kaldı geride,
Kiminin pişmanlığı son nefesinde...
Bir dua gibi yükselir ismin,
Ama cevap veremezsin, çok garip değil mi?
(Nakarat)
Ölmek ne garip şey,
Sevdiğin kalır, sen gidersin sessizce...
Bir fotoğraf gibi, silik bir iz gibi,
Unutulursun yavaşça...
Ölmek ne garip şey,
Sanki hiç yaşamamışsın gibi...
(Bridge)
Bir gün bir mektup yazarsın gökyüzüne,
“Ben vardım burada” diye...
Ama rüzgâr savurur satırlarını,
Kimse okumaz diye...
(Final Nakarat – Hafif fısıltıyla)
Ölmek... ne garip şey,
Dün vardın... bugün yoksun işte...